SÖZCÜKTE ANLAM BİLGİSİ

2007-09-15 14:41:00

SÖZCÜKTE ANLAM

                             SÖZCÜKTE ANLAM  ÖZELLİKLERİ

1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:

           Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

 

2) YAN ANLAM:

         Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

 

3) MECAZ ANLAM:

        Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.

* Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)

* Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)

* Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)

* Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)

* Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)

* Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)

* Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)

* Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)

* Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)

* Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına

   geçmiştik. (gerçek anlam)

* Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık  

    günler bizi bekliyor. (mecaz)

* Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)

* Bu masanın ayağı oynuyor. (yan)

* Çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)

 

4) TERİMSEL ANLAM (TERİM):  

 

        Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.

* Nota müziğin anahtarı gibidir.

* Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.

* Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.

* Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.

* Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi

   istedi.

* Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına

   redif denir.

 

NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

 

*  Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)

*  Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.

    (terimleşme)

 

NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

 

* Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.

* Dört, kök dışına iki olarak çıkar.

* Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

 

5) YANSIMA SÖZCÜKLER:

 

      Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

 

* Bu köpek neden havlıyor?

* Bir patlama sesiyle irkilmiştik.

* Bu aylarda kediler çokça miyavlar.

* Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.

* Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

 

6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:

 

      Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.

*  siyah ---- kara  ,   *  beyaz----- ak,   * zengin----varlıklı,

*  zengin--- varlıklı,  * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,

* üzüntü-----keder,   *  öykü---hikaye,  * eser--- yapıt,

* edebiyat--- yazın,  * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

 

7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

 

* Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.

* Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.

* Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.

* Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.

* Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini    

   anlıyorum.

NOT:  Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırıl -mamalıdır.

* Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)

* Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

 

8) SESTEŞ ( EŞSESLİ) SÖZCÜKLER:

 

        Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

 

* Yılanı gören at birden şaha kalktı.

*  Mutfaktaki pislikleri çöpe at.

*  Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.

* Gül: “Gül.” dedi, bülbüle.

* Kalem böyle çalınmıştır yazıma

   Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma  

* Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar

   geldi.

 

UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.

* Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )

* Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )

* Bu yaz, bir mektup yaz.   ( sesteş )

 

NOT:  Sesteş   sözcükler  genellikle  halk   edebiyatında cinaslı  manilerde  kullanılır.

9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

      Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz  kavramlar somut; beş duyu organımızdan  hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık  yürütme  yoluyla  kabul  ettiğimiz  kavramlar   soyuttur.

 

* çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)

* ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

 

ÖZELLİK 1:  Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

 

* anne     -   lik              ,  insan  -  lık

   somut     soyu yaptı       somut  soyut yaptı 

 

ÖZELLİK 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre  soyut  anlam  kazanabilir. Buna  soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma  kelimeye  mecaz anlam  kazandırma suretiyle olur.

 

* Ne kadar sıcak bakıyor değil mi?  ( soyutlaştırma)

* Kara haber tez duyulur.  ( soyutlaştırma)

* Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır.  ( soyutlaştırma)

* Bu adam kafasızın biridir.   ( soyutlaştırma)

* Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)

* Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)

* Nedense bugün hiç havamda değilim.  ( soyutlaştırma)

 

ÖZELLİK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.

 

* Hüzün, sonbaharda  dökülen  yapraktır.

* Yalnızlık , bir  çiçektir.

* Sevgi,  gökyüzünde  kanat  çırpan  bir   güvercindir.

* Arkadaşlık,  kişiler  arasında  kurulan  bir  köprüdür.

* Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.

* Vişne  dallarında  arzularımız,  alnımıza  konan  bir 

   öpücüktür.

ÖZELLİK 4 :  Gözlemleyebildiğimiz  eylemler  somut, gözlemleyemediğimiz  eylemler  ise  soyuttur.

* Annesi, bebeğini  kucağına  almış  seviyordu. ( somut )

* Ferhat, Şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )

* Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı.     ( somut )

* Bu sözlerinle  arkadaşını çok kırdın.  ( soyut )

 

10)   NİTELİK  VE  NİCELİK   ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

        Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan  sözcüklere  nitelik  anlamlı  sözcükler denir. Bir şeyin   sayılabilen, ölçülebilen   ya  da  azalıp  çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik  anlamlı  sözcükler denir.

 

* Az  ileride  birkaç  kişi  seni  bekliyor.   ( nicel )

* Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim.  ( nitel )

* Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )

* İki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel,

   nicel)

* Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

 

UYARI: Bazı  sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

 

* Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )

* O iyi bir insandı.  ( nitel )

* Bu  soğuk  havada  bir  de  senin  soğuk  esprilerini

   çekemem. ( nicel, nitel )

* Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır.

   ( nicel, nitel)

 

      Görüldüğü  gibi  nitelik  anlamlı  sözcükler, genellikle niteleme   sıfatı   ve  durum   zarfı  görevindedir.   Nicelik anlamlı  sözcükler ise  ölçü - miktar   zarfı ,  belgisiz  sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

 

10.  GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:

 

Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı  sözcükler  denir. Tek  bir  varlığı  karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

 

* Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)

* Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)

* Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )

* Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)

* Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

4551
0
0
Yorum Yaz